SEDEF HAKKINDA HERŞEY VE BİTKİSEL TEDAVİ ;
SEDEF HASTALIĞI NEDİR ?
![]() |
Sedef(psoriasis) hastalığı bulunduğu yerde kızarıklık şeklinde kendini gösteren, zaman zaman ortaya çıkan, cilt hücrelerinin çok hızlı bir şekilde yenilenmelerine neden olan ve özellikle cilt hücrelerinin devamlı olarak oluşturulduğu yerlerde pul pul dökülmeler ve kırmızı plaklar şeklinde kendini gösteren bir hastalıktır. Sedef Hastalığının Sebebi Nedir? Klasik tıpta sedef hastalığının sebebi bilinmemektedir. Bununla birlikte güncel araştırmalar kanda bulunan akyuvarlardaki bir anormalliğin iltihabi olayı tetiklediğine ve hastalığın gelişime yol açtığına işaret etmektedir. İltihaptan dolayı deri üç dört günde bir dökülür. Bu normalden yedi sekiz kat daha hızlıdır. Hastalar deride kaşıma, yolma, yaralanma veya aşırı güneş yanığından 10-14 gün sonra beneklenme tarzında yeni plakların ortaya çıktığını farkeder. Sedef hastalığı aynı zamanda, streptokoksik boğaz iltihabı gibi bazı infeksiyonlardan sonra, bazı ilaçların alımıyla birlikte aktivite kazanabilir. Alevlenmeler kış aylarındadır çünkü deri kurur ve güneş ışığı azalmıştır. |
Sedef Hastalığı Semptomları Vücudun Nerelerinde Görülür? Vücudun birçok bölgesinde belirtisi görülse de, sıklıkla dirsekler, dizler, saçlı deri,bel bölgesi ve tırnaklarda ortaya çıkar. Bazı hastalarda hafif,bazılarında şiddetli seyreder.Vücudun birçok yerinde sedef şeklindeki kızarıklık ve kabuklanma görülebilir. |
|
![]() |
![]() |
Sedef Hastalığı Hangi Sıklıkta Görülür ve Kalıtımsal Faktörü Var Mıdır ? Sedef Hastalığının Tanısı Nasıl Konulur? |
Sedef Hastalığının Klasik Tıptaki Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Klasik tıbbi tedavide öncelikle alevlenmelerin önüne geçilmeye çalışılır. Hasta hastalığının süreğen olduğu konusunda bilinçlendirilir. Hastanın derisinin kuruması engellenmelidir. Bu amaçla deriyi nemlendirici bir takım losyonlar kullanılabilir.
1.Steroidler ( Kortizon ); Kortizon içeren krem, merhem veya losyonlar pek çok hastada hastalığın geçici olarak ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Genital bölge, kasıklar ve yüz gibi hassas bölgelerde gücü daha zayıf olan kortizon türleri tercih edilmelidir. Daha güçlü kortizonlar saçlı deri, diz ve dirsekler, avuç ve ayak tabanları gibi bölgelerde kullanılmalıdır. Güçlü kortizon içeriği olan ilaçların yan etkileri arasında, ciltte incelme, damarlarda genişleme ve deride renk değişiklikleri sayılabilir. Bu ilaçların ani olarak kesilmesi hastalığın alevlenmesine neden olabilir. Tedavi devam ederken aylar sonra kortizon içeren ürünlere karşı direnç gelişebilir. Deri hastalıkları uzmanı tedaviye çok direnç gösteren bölgeler içine kortizon enjekte edebilir.
2.Antralin; Kalın kabuklu sedef yaralarının tedavisinde tercih edilen bir ilaçtır. Deriyi tahriş edebilir yine deriyi ve giysileri geçici olarak boyayabilir. Yeni ürünler ve tedavi metodları bu yan etkileri azaltmıştır.
3.Goeckerman tedavisi; Hastalığın ağır formlarında kömür katranı ve ultraviyole ışığının birlikte kullanılmasıdır. Tedavi özel merkezlerde günlük olarak uygulanır. Ultraviyole ışığa maruziyet süresi hastalığa ve kişinin hassasiyetine göre değişir.
4.Işık tedavisi; Güneş ışığı ve ultraviyole deri hücrelerinin gelişme hızını azaltır. Bunlar deri kırışıklığına, göz hasarına ve deri kanserine sebep olabilmelerine rağmen doktor kontrolünde uygulandıklarında oldukça etkili ve güvenlidirler. Vücut yüzeyinin tamamında sedef hastalığı olan bireylere özel odalar sayesinde tüm vücutlarına ışık uygulanabilir. Sıcak iklimlerde yaşayan kişilere güneş banyosu önerilebilir.
5.PUVA; Sedef hastalığı diğer tedavilere cevap vermez ve yaygınlaşırsa vakaların %85-90'ında bu tedavi metodu etkilidir. İsim, Psoralen ve "UVA" kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Hasta Psoralen isimli ilacı içer ve özel bir ultraviyole formu olan UVA'ya dikkatle ölçülmüş miktarlarda maruz bırakılır. Tedavi 2 ila 3 ay içerisinde yaklaşık 25 kez uygulanır. Sedef hastalığını kontrol altında tutabilmek için yılda yaklaşık 30-40 kez uygulama yapılmasına ihtiyaç vardır. Alınan psoralen maddesi gözün lens kısmında birikeceği için hastalar tedavi alırlarken güneş batıncaya kadar UVA geçirmeyen güneş gözlükleri kullanmalıdır. Uzun süre uygulanan PUVA tedavisi deri yaşlanması, kırışıklık ve kanser gelişim riskini artırır. Deri hastalıkları uzmanları PUVA tedavisini dikkatle takip etmelidir.
6.Methotreksat; Kanser tedavisinde ağızdan kullanılan bir ilaçtır. Diğer tedavi metodlarının yetersiz kaldığı durumlarda sedef hastalığının hızla gerilemesini sağlar. Özellikle karaciğer üzerinde yan etkileri olduğu için düzenli aralıklarda kan testleri yapılmalıdır. Akciğer filmi ve nadiren karaciğer biyopsisi gerekebilir. Midede rahatsızlık hissi, bulantı, baş dönmesi ve sersemlik diğer yan etkileridir.
7.Retinoidler; Ağızdan alınan A vitamini türevi ilaçlardır. Şiddetli sedef hastalığının tedavisinde tek başlarına veya ultraviyole ışığı ile birlikte kullanılabilir. Deride, gözlerde ve dudaklarda kuruma, kan yağlarında yükselme, ince kemik çıkıntı oluşumu yan etkileri arasında sayılabilir. İlaç doğacak çocukta çeşitli arazlara yol açacağından, gebe kadınlarda, tedavi esnasında gebe kalabileceklerde veya tedavi kesildikten sonraki 3 yıl içinde gebe kalmayı planlayan kadınlarda kesinlikle kullanılmamalıdır. İlaca başlanan bireylerde düzenli kan testleri yapılmalıdır.
8.Siklosporin; Vücudun bağışıklık sistemini baskılayıcı bir ilaçtır. Organ nakli ( karaciğer, böbrek vb ) yapılmış kişilerde vücudun nakledilen organı reddetmemesi amacıyla kullanılır. Diğer tedavi metodları yetersiz kaldığı durumlarda şiddetli sedef hastalığında kullanılır. Böbrek yetmezliği, kan basıncında artış gibi potansiyel yan etkilerinden dolayı düzenli aralıklarla yapılan kan testleri ile takip edilmelidir.
Sedef Hastalığından Korunmanın Bir Yöntemi Var Mıdır?
Bilinen bir korunma yolu yoktur. Herhangi bir diyet önerilemez. Cildi zedeleyecek etkenlerden ve stresten kaçınmak gerekir. Bunlar bu günkü tıbbi bulgular ve tedavilerdir. Yani modern tıbba göre hastalık budur ve süregendir.
Sedef Hastalığının Bitkisel Tedavisi ;
Sedef hastalığının bitkisel tedavisi ile KALICI VE TAM BİR TEDAVİ SAĞLAMAKTADIR.
Herbalist BOZKURTBEY 'e göre sedef hastalığının oluşumu, sebepleri ve tedavisi şu şekilde gelişmektedir. Bu hastalık bir dermatolojik hastalık olmadığından sorun farklı yerlerde aranmalı ve tedavisi ona göre yapılmalıdır. Bu hastalık psikolojik kökenli olup, beyindeki nöron hücrelerinin düzenli çalışmaması, vücudun değişik organlarındaki işleyişi olumsuz etkiler bu da psikosomatik etkinin dozuna göre, bazen sinirsel kolit bazen de diyabet(şeker hastalığı) e sebep olabilir.
Genellikle sindirim sistemi üzerindeki olumsuz etkileri , almış olduğumuz hayvansal proteinleri, margarinleri ve benzeri toksik maddeleri hücre yapısı içerisinde ayrıştırılıp değerlendiremediğinden, kana karışan işlenmemiş protein kristallerini , diskılama ve idrar yolu ile dışa atması gerekirken, vücudun otoimmün sistemi tarafından bu organlarda (ince bağırsak-böbrek) tahribat yapmaması açısından engelleniyor.Eğer aksi olsaydı ciddi bir böbrek sorunu olan nefrit gibi bir hastalıkla veya kalp-beyin damarlarıyla ilgili bir tıkanıkla karşılaşacak olan vücudumuz, bu kristalleri ,vücudu korumak adına, üçüncü boşaltım organımız olan deri yoluyla dışarı atmaktadır.
Sedef hastalığı ve bu hastalığın sebep olabileceği hayati önem taşıyan bir çok hastalığın önüne geçmek adına Letonya laboratuarlarımda formülize ederek hazırlatmış olduğum bitkisel kokteyller ve diğer yardımcı bitkisel aparatlar sayesinde sedef hastalığından tam şifa bulmanız mümkündür.
Bu bitkisel kür 5 ayrı grupta 13 farklı üründen meydana gelmektedir.
1. Beyindeki Spazmı çözücü kokteyller
2. Vitamin kürü ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirici bitkisel tabletler
3. Lezyonları giderici bitkisel krem
4. Saçlı derideki lezyonlar için şampuan sıvısı
5. Karaciğeri yenileyen ve kuvvetlendiren bitkisel droglar
HERBALİST BOZKURTBEY’ in 20 yıllık çalışmalarının ürünü olan bitkisel reçeteler hayata açılan pencereniz olacaktır. Bu ölümcül hastalıkta zaman önemli olduğundan acele etmeniz gerekmektedir. Herbalist BOZKURTBEY' in ithal bitki özleri formülleriyle kişiye özel hazırlattığı reçeteler sayesinde İlk 2 aylık terkibi kullanan hastaların %90`ni malum sondan kurtulmaktadırlar. Metastaz hali olsa dahi ( farklı bir organa sıçrama )